12 Aralık 2019 Perşembe

GÜNÜN SÖZÜ

Ölmek felâket değildir. Asıl felâket, öldükten sonra başa gelecekleri bilmemektir.
İmâm-ı Rabbânî (ra)

GÜNÜN HADİSİ

Bir hayra sebep olana, bunu yapanın ecri kadar sevap verilir. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Zekâtı verilmeyen mal için, kıyâmette çok acı azap vardır.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

İftar zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Evlât kokusu Cennet kokularındandır. 
Hadîsi şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.
Hadîsi şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Mesut o kimsedir ki, dünya onu terketmeden önce, o dünyayı terketmiştir.
Hadîsi şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Ramazanda bir oruçluya iftar verenin, günahları affolur. Cehennemden azat olur.
Hadîsi şerîf

10 Aralık 2019 Salı

ERMENİLER OSMANLIYA İHÂNET ETTİ

ermeni, ermeni ihaneti, ermeni soykırım iddası, 1915 olayları, ABD'li prof, Justin McCarthy, Türk, Kürt, van, urfa, ölüm, gözyaşı, tecavüz, iran, rusya, türkiye

"Son senelerde Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu’na ve Müslümanlara tehlike arz ediyordu. Aslında Müslümanlar saldırıya uğradı ve öldürüldüler. Resimler ve haritalar temelinde Ermenilerin Osmanlıların kaybetmesini istemesinin mantıklı bir temeli vardı. Ermeniler toplanıp, Rus saflarında savaşa katıldılar. Aslında Ermenilerin çoğu, Müslüman Türkler gibi kendi başlarına yaşamak isteyen çiftçiler, köylülerdi ama kendi insanları onları rahat bırakmadı ve savaşa zorladılar. Zira savaşmazlarsa kendi insanları tarafından öldürüleceklerdi.
Ermeniler Urfa ve bâzı şehirleri ele geçirdi. Bu yüzden Osmanlı ordusu birçok yerde, Ruslar yerine kendi insanlarıyla savaşmak durumunda kaldı. Van bölgesi bunlardan biri. Orada Osmanlıların yeterince ordusu yoktu, sadece savunma ordusu vardı. Bu bölgede birçok Ermeni, Osmanlılara saldırdı ki Osmanlılar bu çarpışmalarda en az 400.000 ölü verdi. Oralarda Osmanlı vatandaşı olan Ermeniler, çeteler kurarak Osmanlı ordusuna karşı arkadan saldırıyorlardı. Van’ın bâzı bölgelerinde İran’dan gelen Ermeniler ile Van bölgesi Ermenileri birleşip, o bölgedeki bulabildikleri herkesi öldürdüler. Karçikan bölgesinde insanoğlu tarihinde olabilecek en kötü şeyler yaşandı. Müslüman Türkler ve Kürtler kaçmaya zorlandı. Geri çekilirken kaçmaya çalışanların çoğu kılıçtan geçirildiler.
Aslında Ermenilerin çoğu devlet için tehlike oluşturmadıkları bölgelerden tehcir edilmediler. Savaş zamanında Ermeni gençleri, ya çetelere yahut Ruslara katıldı. Ermeniler yolları, telgraf hatlarını keserek Ruslara da yardım edip, Osmanlı şehirlerini ele geçirdiler. Biz Osmanlı’nın soykırım plânlamadığını ve soykırım işlemediğini de biliyoruz. Osmanlılar, ülkelerini ve halklarını düşmanlara karşı korumaya çalıştı."
(ABD’li tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy'in 1915 olaylarına ilişkin verdiği konferansdan)

GÜNÜN HADİSİ

Ananın ayağını öpmek, Cennet kapısının eşiğini öpmek gibidir. 
Hadîsi şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Namaz burhandır, zekât temizliktir, oruç bedenin sıhhatidir. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Sabır ile duâ, müminin ne güzel silâhıdır.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Ramazanda oruç tutmayı farz bilen ve orucun sevabını, Allahü teâlâdan bekleyenin, geçmiş günahları affolur. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Sahur yemeği yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Babanın oğluna duâsı, Peygamberin ümmetine duâsı gibidir. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Allahü teâlânın en sevmediği kimse, hakkı kabul etmekte inat edendir.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Allahü teâlâ, helâl kazanç yolunda yorulan kulunu sever.
Hadîs-i şerîf

9 Aralık 2019 Pazartesi

GÜNÜN HADİSİ

Günahtan nefret eden ve ibâdetten lezzet alan, hakiki mümindir.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

İbâdetlerinizi bırakmayınız! Çünkü, Cennete gideceklere, Cennete götürecek işler yaptırılır. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Bilmediklerinizi bilenlerden sorunuz! Cahilliğin ilâcı, sorup öğrenmektir. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Her kim Şa’bân ayının onbeşinci (Berât) gecesini ihyâ ederse, öldüğü vakit kalbi diri olur. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Her kim namazdan sonra hemen Âyet-el kürsîyi okursa, Hak teâlâ, ona her harfi için 40 sevap verir. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Günahlarını azalt ki; ölüm sana kolay gelsin. Borcunu azalt ki; hür yaşayasın. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Kur’ân-ı kerîm okunmayan evin hayrı az, şerri çok olur ve ailenin geçimi daraltılır. 
Hadîs-i şerîf

CUMA GÜNÜNÜN ÖNEMİ

cuma, cuma günü, cuma gecesi, cumanın önemi, müminlerin bayramı, cuma günü hadisleri, hadisler, hadisi şerif
Cuma günü, müminlerin bayramıdır. 
Hadîsi şerîflerde buyuruldu ki:
“Sevaplar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de, Cuma günü ve gecesinde işlenilenden daha kötüsü yoktur.”
“Cuma günü selâmetle geçerse, diğer günler de selâmetle geçer.”
“Cuma günü, kuşlar ve vahşî hayvanlar birbirlerine, “Selâm size, bugün Cumadır.” derler.”
“Cuma diğer Cumaya kadar ve fazladan 3 gün içinde işlenen günahlara keffâret olur. Çünkü iyi bir amel işleyene 10 kat sevap verilir.”
“Cuma günü veya gecesi ölen, şehit olur, kabir azabından kurtulur.”
“Büyük günah işlenmediği müddetçe, 5 vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara keffârettir.”
“Cuma günü sabah namazından önce, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh” okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa, bütün günahları affolur.”
“Cuma namazından sonra, 7 defa İhlâs ve Muavvizeteyn [yâni iki Kul euzüleri] okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, belâdan, kötü işlerden korur.”
“Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı af olur.”
“Cuma gecesi Yasin sûresini okuyanın günahları affedilir.”
“Allaha ve âhırete inanan, Cuma namazına gitsin!”
“Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.”

GÜNÜN HADİSİ

Ey ümmetim! Sabahları kalkarken şu duâyı okuyun: “Sübhânallahi ve bi-hamdihi, sübhânallahil’azîm.”
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Bir kimse, paranın ve malın geçmeyeceği kıyâmet gününe, üzerinde kul hakkı bulunarak gitmesin! 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN SÖZÜ

Geçici lezzetlere, çabuk biten, tükenen dünyalıklara aldanmamalıdır. 
İmâm-ı Rabbânî (ra)

GÜNÜN HADİSİ

Bir insanın evlâdı ibâdet edince, kazandığı sevap kadar, babasına da verilir. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Ramazana hürmeten, Şaban ayında tutulan oruçtur. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Allahü teâlâyı görür gibi ibâdet ediniz! Siz O’nu görmüyorsanız da, O sizi görüyor.
Hadîs-i şerîf

6 Aralık 2019 Cuma

GÜNÜN HADİSİ

Doğruluktan ayrılmayınız! Çünkü, doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de Cennete kavuşturur.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Allah korkusundan müminin kalbi ürperdiği vakit, ağacın yaprakları düşer gibi günahları dökülür.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Her kim Perşembe ve Pazartesi günleri oruç tutsa, Hak teâlâ, o kula, 700 senelik oruç sevabı verir. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Çok yaşayıp da, ameli güzel olan kimseye müjdeler olsun!
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Din kardeşine, arkasından yapılan duâ reddolmaz.
Hadîs-i şerîf

5 Aralık 2019 Perşembe

GÜNÜN HADİSİ

Yaşlılara saygı göstermek, Allahü teâlâya tâzimdendir.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Ana babasının veya ikisinden birinin kabrini her Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur. Haklarını ödemiş olur. 
Hadîs-i şerîf

FİTNE ÇIKARMAK

fitne, zarar, kargaşa, gökyüzü, bulutlar, sıkıntı, günah, bidat, sıpıklık, küfür, ümmet, hadis, Hz. Muhammed

FİTNE ÇIKARMAK
Fitne; Müslümanlar arasında, anarşi, kargaşa ve fesat çıkarmak, bölücülük, bozgunculuk yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak... demektir. [Hadika]
Fitne çıkarmak haramdır. Kur’ân-ı kerîmde, dinden saptırmak için fitne çıkaranların Cehenneme atılacağı ve fitne çıkarmanın adam öldürmekten daha kötü olduğu bildirilmektedir.
[Berika]
Bazı Hadîs-i şerîflerde de buyuruldu ki:(Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lânet etsin!)
[İ.Rafii]
(Fitneler artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Fitne [Bid’at, sapıklık, küfür] yayıldığı zaman, hakikati, doğruyu bilen, başkalarına bildirsin!) [Deylemi]
(Ahir zamanda, âlim ve ilim azalır, câhillik artar. Câhil ve sapık din adamları, yanlış fetva vererek fitne çıkarır, doğru yoldan saptırırlar.) [Buhari]
(Ümmetim için en korktuğum şey, kadın ve içki fitnesidir.) [İ. Süyuti]
(Fitne zamanında evinizde oturun, günahlarınıza tevbe edin, dilinizi tutun, kendi işinize bakın, başkalarının işine karışmayın!)
[Nesai, Ebû Davud]
(Zamanla evlerinizin içine yağmur gibi girecek fitneler görüyorum.) [Buhari]
(Kıyamet yaklaştıkça, gece başlarken karanlığın artması gibi fitneler çoğalır. Sabah evinden mümin çıkan, akşam evine kâfir olarak döner. Akşam mümin iken, gece îmânları gider, kâfir olarak sabaha çıkarlar. Böyle zamanlarda kenarda kalan, ileri atılandan, oturan ayakta olandan, ayakta olan, yürüyenden, yürüyen de, koşandan hayırlı olduğu için evinizde oturun, fitneye karışmayın! O gün oklarınızı kırın! Silâhlarınızı, kılıçlarınızı bırakın! Herkesi tatlı dille, güler yüzle karşılayın! Evinizden çıkmayın.) [Ebû Davud, Tirmizi]

GÜNÜN HADİSİ

Amellerin en hayırlısı; mümini sevindirmek, borcunu ödemek ve ona yemek yedirmektir.
Hadîs-i şerîf

TÜRKİYE'DE EN ÇOK KULLANILAN İSİMLER

en çok kullanılan isimler, en güzel isimler, Erkek, erkek isimleri, isim, Kadın, kadın isimleri, kız, nüfustaki isimler, oğlan,

TÜRKİYE'DE EN ÇOK KULLANILAN İSİMLER

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nde yer alan kayıtlara göre, Türkiye’de en çok kullanılan kadın ve erkek isimleri (1.1.2018)
KADINERKEK
FatmaMehmet
AyşeMustafa
EmineAhmet
HaticeAli
ZeynepHüseyin
ElifHasan
Meryemİbrahim
Şerifeİsmail
ZehraOsman
SultanYusuf
HanifeMurat
MerveÖmer
HavvaRamazan
ZelihaHalil
EsraSüleyman
FadimeAbdullah
ÖzlemMahmut
HacerRecep
YaseminSalih
MelekFatih
RabiaKadir
HülyaEmre
CemileMehmet Ali
SevimHakan
GülsümAdem
LeylaKemal
DilekYaşar
BüşraBekir
AyselMusa
SongülMetin
KübraBayram
HalimeSerkan
EsmaOrhan
AynurBurak
HayriyeFurkan
KadriyeGökhan
TuğbaYasin
SevgiUğur
RukiyeYakup
HavvaMuhammet
SibelMuhammed
DeryaŞükrü
AsiyeCemal
FilizEnes
KezibanYunus
EbruArif
AyşegülOnur
DöndüYılmaz
SelmaŞaban
AytenHalil İbrahim

GÜNÜN HADİSİ

Amellerin en hayırlısı; mümini sevindirmek, borcunu ödemek ve ona yemek yedirmektir.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

İhtiyarlara saygı gösteren ve yardım eden, ihtiyarlayınca, Allah ona da yardımcılar nasip eder. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Recep ayına ikram edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ, dünyada ve ahirette ikram eder.
Hadîs-i şerîf

ARGAN AĞACI VE KEÇİLER

argan yağı, argan, argan ağacı, keçiler, fas, afrika, çöl, teke, keçi

argan yağı, argan, argan ağacı, keçiler, fas, afrika, çöl, teke, keçi

ARGAN AĞACI VE KEÇİLER

Fas, Kuzey Afrika’nın ülkelerinden biri. Burası ağaç dallarına musallat olmuş keçileriyle ünlü. Normalde çiftçilerin ağaçlara zarar verdiği gerekçesiyle keçilerin dallara çıkmasını engellemesi gerekir. Ancak bu ülkede çiftçiler onların özellikle dallara çıkıp, dikenli ağaçların meyvesini yemelerini istiyor. Çünkü bu keçiler, karınlarını doyururken aynı zamanda birer kozmetik işçisi gibi çalışıyor. Nasıl mı? Uçsuz bucaksız çöllerde Fas’a özgü argan isimli ağaçlar yetişiyor. 200 yıla kadar yaşayabilen bitkinin badem büyüklüğünde sert çekirdekleri bulunuyor. Çekirdekleri kırmak öyle kolay değil. Keçiler, dallara çıkıp bitkilerin yaprağını yerken çekirdekleri de yutuyor. Midede yumuşayan çekirdekler, hayvanların dışkısıyla birlikte atılıyor. Berberi çiftçiler de bu çekirdekleri topluyor, içini çıkarıp eziyor. Ve ortaya dünyaca ünlü argan yağı çıkıyor. Fas’tan birçok ülkeye ihraç edilen argan yağları, yenilebiliyor ve kadınların güzellik sırrı. Yağ sofraya konmadan önce kavurma işleminden geçiyor.

GÜNÜN HADİSİ

Hanımlarınızı dövmeyiniz! Onlar, sizin köleniz değildir.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Ana-babayı ağlatmak, onlara isyan etmektir ve büyük günahlardandır.
Hadîs-i şerîf

4 Aralık 2019 Çarşamba

GÜNÜN HADİSİ

Allahü teâlâ, yardım isteyenin yardımına koşulmasını sever. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Îmân eden kimse; * Komşusuna iyilik etsin! * Misafirine ikram etsin! * Ya hayır söylesin, yahut sussun!
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Helâl kazanmak için sıkıntı çekenlere Cennet vâcib olur.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Beş vakit namazı kıldıktan sonra, çalışıp helâl kazanmak, her Müslümana farzdır. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN HADİSİ

Güzel ahlâk; güçlüklere göğüs germek, iyiliklerden karşılık beklememek, insanlara şefkatli olmaktır. 
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN SÖZÜ

Bir kimsenin günahına tevbe etmemesi, o günahı işlemesinden daha kötüdür. 
Ebû Câfer bin Sinan (ra)

GÜNÜN HADİSİ

Zinânın dünyada üç fenalığı vardır: Güzelliği giderir, fakirliği getirir, ömrün kısalmasına sebep olur. 
Hadîs-i şerîf

AYET

Zerre kadar iyilik eden mükâfatını, zerre kadar kötülük eden de, cezâsını görür.
(Zilzâl sûresi: 7-8)

GÜNÜN HADİSİ

Bir Müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları affolur.
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN SÖZÜ

Bu dünya çalışma yeridir. Ücret alınacak yer, ahirettir.
İmâm-ı Rabbânî (ra)

GÜNÜN HADİSİ

Gördüğü iyilikleri gizleyip, gördüğü kötülükleri teşhir eden kötü komşudan Allaha sığının!
Hadîs-i şerîf

AYET

Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.
(Zümer sûresi: 10)

GÜNÜN HADİSİ

En faziletli zikir, “Lâilâhe illallah” demek, en faziletli duâ da, “Elhamdülillah” demektir.
Hadîs-i şerîf

3 Aralık 2019 Salı

SELMAN-I FARİSİ’NİN İBRETLERLE DOLU HİKAYESİ

selmanı farisi, hz selman, dini hikaye, ibretli hikaye, kıssa, menkıbe, çöl, asrı saadet, peygamber, hz Muhammed, mekke, medine, islam, mecusilik, kölelik, hristiyanlık,


SELMAN-I FARİSİ’NİN İBRETLERLE DOLU HİKAYESİ

Selmân-ı Fârisî’nin Müslüman oluşu ve hürriyetine kavuşturulması nasıl oldu? Selmân-ı Fârisî’nin İran’dan başlayıp Medine’de nihayete eren ibretlerle dolu hidayet yolculuğu...

Medîneli bir Yahûdî’nin kölesi olan Selmân-ı Fârisî, İslâm nîmetiyle perverde oluşunun nice ibretlerle dolu hikâyesini İbn-i Abbâs Hazretlerine şöyle anlatmıştır:
“Ben Isbahan’ın Ceyy adlı köyünde yaşayan bir kimse idim. Babam köyümüzün eşrâfındandı. Hayatta en çok sevdiği kimse bendim. Bu aşırı sevgisi sebebiyle beni yanından hiç ayırmaz, kız evlâdı gibi dâimâ evde tutar, dışarı çıkarmazdı. Babamın dîni olan Mecûsîliğe (Ateşperestliğe), kendimi o kadar kaptırmıştım ki, ateşgedeye bakma, ateş yakma işini bile üzerime almıştım. Ateşgededeki ateşin bir an olsun sönmesine izin vermezdim. Babamın büyük bir çiftliği vardı. Kendisi bir gün inşaat işiyle uğraşıyordu. Bana:
«–Yavrum! Ben bugün hep inşaatla meşgûl olacağım, çiftliğe gidemeyeceğim. Oraya sen git!» dedi ve yapılması gereken bâzı şeyleri de söyledi. Sonra da bana:
«–Sakın ha, oralarda oyalanıp da beni endişelendirme! Şâyet gecikirsen seni merâk ederim ve bütün işlerim ortada kalır!» dedi.
Çiftliğe gitmek üzere yola çıktım. Bir Hıristiyan kilisesine rastladım. Seslerini işittim, içeride ibâdet ediyorlardı. Babam beni hep evde tuttuğu için insanların ne hâlde olduklarını bilmezdim. Bu sebeple merak edip, ne yapıyorlar bakayım, diye yanlarına vardım. Yaptıklarını seyrettim ve kendi kendime; «Vallâhi bu bizim dînimizden daha hayırlıdır.» dedim. Güneş batıncaya kadar oradan ayrılmadım. Çiftliğe ise hiç uğramadım. Onlara:
«–Bu dînin aslı nerededir?» diye sordum:
«−Şam’dadır.» dediler. Akşamleyin babamın yanına döndüm. Babam işi gücü bir tarafa bırakmış akşama kadar beni aratmış. Yanına vardığımda:
«–Yavrum! Neredeydin? Ben sana ne yapman gerektiğini söylememiş miydim?» dedi. Ona:
«–Babacığım! Kiliselerinde ibâdet eden bâzı kimselere rastladım. Onların ibâdetlerini gördüm, çok hoşuma gitti. Güneş batıncaya kadar yanlarından ayrılamadım.» dedim. Babam:
«–Evlâdım, o dinde hayır yoktur. Senin ve atalarının dîni ondan daha hayırlıdır.» dedi.
Babam kaçmamdan korkup ayağıma bir bukağı (kelepçe) vurdu, sonra da beni eve hapsetti. Kilisedeki hristiyanlara:
«−Yanınıza Şam’dan bir ticâret kâfilesi geldiği zaman bana haber verin!» diye adam gönderdim. Şam’dan hristiyan tüccarlar gelince haber verdiler. Ayağımdan demir bukağıyı çıkarıp attım. Onlarla birlikte Şam yolunu tuttum. Oraya varınca:
«–Din adamlarının ilim yönünden en üstünü kimdir?» diye sordum:
«−Kilisedeki piskopostur.» dediler. Yanına gittim ve ona:
«–Ben bu dîne girmek, senin yanında bulunmak, kilisede hizmet etmek, Hıristiyanlığı senden öğrenmek ve seninle birlikte ibâdet etmek istiyorum.» dedim. Bana:
«−Kiliseye gir!» dedi. Onunla birlikte içeri girdim. Şam Piskoposu kötü bir adamdı. Hıristiyanlara sadaka vermelerini emreder, toplanan şeyleri kendisi için biriktirir, yoksullara bir şey vermezdi. Hattâ böylece yedi küp dolusu altın ve gümüş biriktirmişti. Yaptıklarını gördükçe ona son derece kinleniyordum. Nihâyetinde adam öldü. Hıristiyanlar onu gömmek için toplandılar. Onlara:
«–Bu, kötü bir adamdı. Sadaka vermenizi emir ve teşvîk eder, getirdiklerinizi kendisi için saklar, yoksullara bir şey vermezdi!» dedim. Bana:
«–Sen bunu nereden biliyorsun?» diye sordular. Onlara:
«–Size onun hazînesini gösterebilirim.» dedim.
Gösterdiğim yerden, altın ve gümüş dolu yedi küp çıkardılar. Bunu görünce:
«–Vallâhi biz onu aslâ gömmeyiz.» dediler. Ölüsünü astılar ve taşa tuttular! Onun yerine kiliseye başka bir din adamı getirdiler. Beş vakit namaz kılmayanlar içinde ondan daha fazîletli, onun kadar dünyâyı hiçe sayan, âhirete rağbet eden, gece gündüz ibâdet eden bir kimse görmedim. Sonra bu zât ölüm döşeğine düştü. Kendisine:
«–Ey filân! Ben senin yanında bulundum. Senden önce hiç kimseyi, seni sevdiğim kadar sevmedim! Görüyorsun ki sana Allâh’ın emri gelmiş durumda. Bana ne yapmamı ve kime gitmemi tavsiye edersin?» dedim.
«–Evlâdım! Bugün benim yolumda giden bir kimse bilmiyorum. Sâlih insanlar ölüp gittiler. Yaşayanlar da dînin öteden beri tatbîk edilen hükümlerini değiştirip çoğunu da terk ettiler. Yalnız Musul’da bir zât vardır. O, benim tuttuğum yol üzeredir. Sen onun yanına git!» dedi.
Bu muhterem zât vefât edince Musul’daki dostunun yanına gittim. O ölünce, tavsiyesi üzerine Nusaybin’deki, ondan sonra da Ammûriye (Eskişehir yakınlarında bir yer)’deki zâtın yanına gittim. Ammûriye’de az çok bir şeyler de kazandım. Hattâ biraz davarlarım ve ineklerim de oldu. En sonunda Ammûriyeli din adamına da Allâh’ın emri geldi çattı:
«–Evlâdım! Vallâhi bugün yeryüzündeki insanlardan yanına gitmeni sana emir ve tavsiye edebileceğim, bizim düşüncemizde olan hiç kimse bilmiyorum! Fakat Âhir Zaman  Peygamberi’nin gelmesi çok yaklaşmış, gölgesi üzerimize düşmüştür! O Peygamber, İbrâhîm’in -aleyhisselâm- dîni üzere gönderilecektir. Kendisi Arap topraklarında zuhûr edecek, iki kara taşlık arasındaki hurma bahçeleri bulunan bir yere hicret edecektir. O, hediyeden yer, sadakadan yemez. O’nun iki kürek kemiği arasında da Peygamberlik mührü vardır. Eğer o diyarlara gitmeye gücün yeterse git, hemen yola düş!» dedi.
Nihâyet o da öldü. Allâh’ın dilediği kadar bir müddet daha orada oturdum. Sonra Kelb kabîlesinden bâzı tüccarlarla karşılaştım. Onlara:
«–Beni Arap diyârına götürünüz, ben de bunun mukâbilinde şu davarlarımı ve ineklerimi size vereyim.» dedim, kabûl ettiler. Mallarımı onlara verdim ve beni yanlarında götürdüler. Vâdi’l-Kurâ’ya vardığımızda bana zulmettiler, köle olarak bir yahûdîye sattılar. Yahûdînin yanında bir müddet kaldım. Vâdi’l-Kurâ’daki hurma ağaçlarını görünce; «Burası Ammûriye’deki efendimin bana târif ettiği, Âhir Zaman  Peygamberi’nin hicret yurdu mu acabâ?» diye ümitlendimse de kalbim buna tam olarak kânî olmadı.
Vâdi’l-Kurâ’da bulunduğum sırada, sâhibimin Kurayzaoğulları’ndan olan amcaoğlu geldi ve beni satın alıp Medîne’ye götürdü. Vallâhi Medîne’yi görür görmez, Ammûriye’deki efendimin târif ettiği, Âhir Zaman  Peygamberi’nin hicret edeceği yerin burası olduğunu anladım. Artık Medîne’de oturdum durdum. Hâlbuki Resûlullâh Peygamber olarak gönderilmiş, Mekke’de bir müddet kalmış. Fakat ben kölelik meşgûliyeti içinde bulunduğumdan O’nun hakkında hiçbir şey işitmemişim. Sonra Medîne’ye hicret edip gelmiş, yine haberim olmamış. Bir gün hurma ağacının üstünde çalışıyor, sâhibim ağacın gölgesinde oturuyordu. O sırada amcasının oğlu gelip sâhibime:
«–Ey filân! Allâh Kayleoğulları’nın (Evs ve Hazrec’in) belâsını versin! Vallâhi onlar Kubâ köyünde, Mekke’den yanlarına gelen ve Peygamber dedikleri bir zâtın başına toplanmış bulunuyorlar!» dedi.
PEYGAMBERLİK ALAMETLERİ
Bunu işitir işitmez beni öyle bir titreme tuttu ki, neredeyse efendimin üzerine düşecektim:
«−Ne dedin? Ne dedin?» diyerek hemen hurma ağacından indim. Sâhibim kızdı, bana şiddetli bir tokat vurdu ve:
«–Seni ne ilgilendirir? Sen işine bak!» dedi. Ben de:
«–Bir şey yok! Sâdece onun ne dediğini anlamak istedim.» dedim. Yanımda biriktirmiş olduğum biraz yiyecek vardı. Akşam olunca onları alıp Kubâ’da bulunan Resûlullâh’a gittim. Kendisine:
«–Senin sâlih bir zât olduğunu işittim. Yanında da muhtaç ve kimsesiz sahâbîlerin varmış! Yanımda sadaka olarak ayırdığım bâzı şeyler vardı. Durumunuzu öğrenince sizi buna daha lâyık gördüm!» diyerek onları kendisine takdîm ettim. Resûlullâh ashâbına:
«–Alınız, bunu yiyiniz!» buyurdu ve ondan yemedi. Kendi kendime; «Bu bir!» dedim. Sonra O’nun yanından ayrılıp yerime döndüm. Yine bir şeyler biriktirdim. O esnâda Allâh Resûlü de Medîne’ye gelmiş bulunuyordu. Yanına varıp:
«–Senin sadakadan yemediğini gördüm. Bu, sana ikrâm olmak üzere hazırladığım bir hediyedir!» dedim. Resûlullâh bu defâ ondan yedi ve ashâbına da yemelerini söyledi. Kendi kendime; «Bu iki!» dedim.
Daha sonra Resûl-i Ekrem Efendimiz Bakîu’l-Garkad’da bulunduğu esnâda yanına vardım. Oraya ashâbından birinin cenâzesi münâsebetiyle gitmişti ve ashâbının arasında oturuyordu. Üzerinde, her tarafını bürüyen iki ihram vardı. Kendisine selâm verdim. Sonra da Ammûriye’deki zâtın bana târif ettiği Peygamberlik Mührü’nü görebilir miyim diye arka tarafına geçtim. Resûlullâh niyetimi anladı ve sırtından ridâsını sıyırdı. Peygamberlik Mührü’nü görür görmez tanıdım! Üzerine kapandım, öptüm ve ağlamaya başladım. Âlemlerin Efendisi bana:
«–Bu tarafa dön!» buyurdu. Gelip önlerinde oturdum.”
Daha sonra Hazret-i Selmân, İbn-i Abbâs Hazretlerine şöyle dedi:
“Ey İbn-i Abbâs! Sana anlattığım gibi başımdan geçenleri Allâh Resûlü’ne de anlattım. Benim bu kıssamı ashâbının da işitmiş olması, Resûlullâh’ın pek hoşuna gitti. Kölelik, bu Selmân’ı meşgûl ettiğinden, Bedir ve Uhud Gazveleri’nde Resûlullâh ile birlikte bulunmama imkân vermedi.” (Ahmed, V, 441-444; İbn-i Hişâm; I, 233-242; İbn-i Sa’d, IV, 75-80)
SELMAN-I FARİSİ’NİN (R.A.) EFENDİSİYLE ANTLAŞMASI
Hazret-i Selmân, ömrü boyunca arayışı içinde olduğu Allâh Resûlü’ne kavuşmuştu. Artık onun yegâne arzusu, dâimâ Peygamber Efendimiz’in yanında olmak, O’nun emrinde bulunmaktı. Nitekim Hazret-i Selmân’ın bu iştiyâkını gören Allâh Resûlü bir gün ona:
“–Ey Selmân! Kölelikten kurtulmak için efendin ile antlaşma yapsan olmaz mı?” diye sordu. Bunun üzerine Selmân -radıyallâhu anh-, çukurlarını da kazmak şartıyla üç yüz hurma ağacı dikmek ve kırk ukıyye[1]altın vermek üzere efendisi ile anlaştı. Resûl-i Ekrem de ashâbına:
“–Kardeşinize yardım ediniz!” buyurdu. Kimi on, kimi on beş, kimi yirmi fidan olmak üzere, herkes imkânı nisbetinde yardımda bulundu ve Hazret-i Selmân’ın ihtiyâcı olan üç yüz hurma fidanı toplandı.
PEYGAMBERİMİZİN DİKTİĞİ AĞAÇLAR
Allâh Resûlü:
“–Ey Selmân! Fidanlar için çukurlar kaz! Çukurları bitirdiğin zaman bana haber ver de onları kendi elimle dikeyim.” buyurdu.
Hazret-i Selmân-ı Fârisî hâdisenin devâmını şöyle anlatır:
“Hurma fidanları için çukurlar kazmaya başladım. Arkadaşlarım da bana yardım ettiler. Bitirince haber verdim, Resûlullâh fidanların dikileceği yere benimle birlikte geldi. Biz fidanları O’na veriyorduk, O da dikiyordu. Varlığım kudret elinde olan Allâh’a yemin ederim ki, Allâh Resûlü tarafından dikilen hurma fidanlarından bir tâne bile tutmayan fidan olmadı. Böylece ağaç borcumu ödemiş oldum. Fidanlar, senesinde meyve vermeye başladı ve meyvesi yendi.”
Resûlullâh bir gazâdan tavuk yumurtası büyüklüğünde bir altın külçesi getirmişti.
«–Selmân ne yaptı?» diye sordu. Allâh Resûlü’nün yanına vardığımda bana:
«–Ey Selmân! Şunu al da borcunu öde!» buyurdu.
«–Yâ Resûlallâh! Üzerimde bulunan o kadar borca, bu kadarcık altın parçası nasıl yetecek?!» dedim. Allâh Resûlü altın külçesini eline alıp diline sürdükten sonra:
«–Al bunu! Allâh Teâlâ borcunu bununla ödeyecektir!» buyurdu.
Altını aldım. Alacaklıya ondan tartıp tartıp verdim. Hazret-i Selmân’ın varlığı kudret elinde bulunan Allâh’a yemin ederim ki, o altın külçesinden kırk ukıyye tarttım. O (öyle beketliydi ki) şâyet Uhud Dağı’yla tartılmış olsaydı, muhakkak ondan da ağır gelirdi!”
Hazret-i Selmân kölelikten kurtulduktan sonra, Hendek Savaşı’na hür olarak katıldı ve bundan sonra hiçbir savaşta Peygamber Efendimiz’in yanında bulunma fırsatını kaçırmadı.[2]
“SELMAN BİZDENDİR” 
Hazret-i Selmân-ı Fârisî, her hâli ile o kadar güzel bir nümûne şahsiyet ve câzibe merkezi bir zât hâline geldi ki, Ensâr da Muhâcirler de:
“−Selmân bizdendir.” diyerek onu paylaşamaz oldular.
Bunun üzerine Varlık Nûru Efendimiz:
“−Selmân bizdendir, Ehl-i Beyt’tendir.” buyurarak o mübârek sahâbîsini lutufların en güzeliyle taltîf etti. (İbn-i Hişâm, III, 241)
Bu mübârek sahâbî, ömrü boyunca İslâm ahlâkının güzelliklerini yansıtan nice zirve davranışlar sergileyerek, mü’minlere numûne-i imtisâl bir şahsiyet oldu.
HZ. SELMAN-I FARİSİ’NİN FAZİLETİ
Nitekim onun fazîletini aksettiren bir misâl şöyledir:
İslâm Devleti, yapılan fetihlerle geniş bir coğrafyaya hâkim olunca, vaktiyle bir Yahûdînin kölesi olan Hazret-i Selmân, Medâin bölgesine vâli tâyin edildi. O sırada Şam’dan Teymoğulları kabîlesine mensup bir zât Medâin’e geldi. Yanında bir yük de incir getirmişti. Hazret-i Selmân’ın sırtında gâyet mütevâzî bir aba vardı. Şamlı zât, Hazret-i Selmân’ı tanımıyordu. Onu bu hâlde görünce:
“−Gel şunu taşı!” dedi. Selmân da gitti, yükü sırtlandı. Halk kendisini görünce tanıdı. Adama:
“−Senin yükünü taşıyan bu zât, vâlidir!” dediler. Şamlı derhâl:
“−Seni tanıyamadım.” diyerek özür diledi ve sırtındaki yükü almaya davrandı. Selmân ise:
“−Zararı yok, yükü evine götürene kadar sırtımdan indirmeyeceğim.” dedi. (İbn-i Sa’d, IV, 88)
[1] 1 ukıyye yaklaşık 128 gram’a tekâbül eden bir ağırlık ölçüsüdür.
[2] Bkz. Ahmed, V, 443-444; İbn-i Esîr, Üsdü’l-Gâbe, II, 419; İbn-i Abdilber, II, 634-638.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa 2, Erkam Yayınları

GÜNÜN HADİSİ

Din bilgilerini dünyalık ele geçirmek için edinenler, Cennetin kokusunu duymayacaklardır. 
Hadîs-i şerîf

BALIN FAYDALARI

bal, balın faydaları, polen, çam balı, çiçek balı, karakovan balı, şifa kaynağı bal,

BALIN FAYDALARI

Peygamber aleyhisselâm; balın bütün hastalıklara şifâ olduğunu bildirmiş ve yetmiş peygamber onun şifası ve bereketine duâ ettiğini buyurmuştur. İnsan hayatında önemli bir yeri bulunan balın, kendisi başlıbaşına bir ilâçtır.

* Öksürük ve nezleye iyi gelir.
* Kanseri önler, besleyicidir.
* Mide ve bağırsak gazlarını giderir.
* Diş etlerini kuvvetlendirir.
* Kuvvet verir ve hâlsizliği giderir.
* Çocuk ve ihtiyarlara faydalıdır.
* Ciğer, damar ve diğer organları temizler.
* Vücut salgılarını düzenler.
* Soğuk algınlığına iyi gelir.
* Bağırsak yaralarını iyileştirir.
* Mide ağrılarını keser.
* İdrarı artırır ve kabızlığı önler.
* Kalp çarpıntısı ve tansiyonu düşürür.
* Beyni daha iyi çalıştırır.
* Soğuk su ile karıştırılıp içildiğinde ishali keser.
* Ilık su ile karıştırılıp içildiğinde de müshil etkisi yapar.
* Sütle karıştırılıp içildiğinde sinir sistemini yatıştırır.
* Karabiberle karışımı sırta sürülürse sırt ağrılarına iyi gelir.
* Turunçgille karışımı gargara edilirse, boğaz ağrılarını giderir.
* Limonla karışınca, yüksek ateşe ve soğuk algınlığına iyi gelir.
* Tarçınla karışımı bağışıklık sisteminizi destekler, kalp rahatsızlıklarına yardımcı olur.
* Zencefille yenirse enfeksiyonlara ve dolaşıma yardımcı olur.
* Elma sirkesi ile karışımı reflüsü olanlar için bir ilâçtır.
* Karanfille karışınca enfeksiyonlara karşı hârika iş çıkarır.
* Bal, vücudunuzdaki çatlaklara sürülünce hızla iyileştirir.
* Yoğurtla karıştırılınca enflamasyonu azaltır, sivilcelere iyi gelir.
* Hindistan cevizi suyu ile karışınca, kas ağrılarını ortadan kaldırır.
* Zerdeçal ile karışımı ağız içi yaralarını hızla iyileştirir.
* Portakal suyu ile karışınca, yorgunluğu, bitkinliği ve kaygıları giderir.
* Ananasla karıştırınca, sigaranın yol açtığı zararlı etkileri aza indirir.
* Hintyağı ile karışınca, hıçkırığı şıp diye keser.
* Bal, tarçın, limon suyu ve karbonat, ağız kokularını giderir.
* Yumurta akıyla hazırlanan maske saçları besler.

GÜNÜN HADİSİ

İffet sahibi olunuz! Çirkin şeyler yapmayınız!
Hadîs-i şerîf

GÜNÜN SÖZÜ

Çalışmadan ele geçen şeyler, devamlı ve kalıcı olamaz.
Alâeddîn-i Goncdüvânî (ra)

GÜNÜN HADİSİ

Kabir, ahiret konaklarının birincisidir. Ondan kurtulana sonraki konaklardan geçmek kolay olur. 
Hz. Muhammed (sas)

GÜNÜN SÖZÜ

Hesaba çekileceğini bildiği hâlde, haram mal toplamaya devam eden kimseye şaşarım.
Hz. Osman (ra)

GÜNÜN HADİSİ

Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulm etmez. Onun yardımına koşar.
Hz. Muhammed (sas)

2 Aralık 2019 Pazartesi

GÜNÜN SÖZÜ

Temiz ve helâl ye de, ister sabaha kadar nâfile ibâdet et, ister uyu!
İbrâhim bin Edhem (ra)

GÜNÜN SÖZÜ

Küçük çocukları seviniz! Onları sevindiriniz ki; Peygamberimizin emrini yerine getirmiş olasınız!
Hacı Bayrâm-ı Velî (ra)

GÜNÜN HADİSİ

İnsanlara teşekkür etmeyen, Allahü teâlâya da şükretmemiş olur. 
Hz. Muhammed (sas)

GÜNÜN SÖZÜ

Gönlü kırık, zavallı ve garip birini görürsen, yarasına merhem ol! 
Ahmed Yesevî (ra)

KUTSAL EMANETLER

kutsal emanetler, peygamber eşyaları, peygamberimizin sarığı, peygamberimizin terliği, peygamberimizin ayak izi, paygamberimizin mektupları, topkapı sarayı, yavuz sultan selim,
kutsal emanetler, peygamber eşyaları, peygamberimizin sarığı, peygamberimizin terliği, peygamberimizin ayak izi, paygamberimizin mektupları, topkapı sarayı, yavuz sultan selim,
KUTSAL EMANETLER
Yavuz Sultan Selim Hân 1517 Mısır’ı fethedip Osmanlı topraklarına katınca, Mekke’de bulunan Hicaz emîri Şerif Berekât, oğlu Ebû Numeyr’i Peygamber efendimize âit birçok mübârek hediyelerle Mısır’a gönderdi. Buradan İstanbul’a getirildi. Topkapı Sarayı Enderun Avlusu’ndaki Kutsal Emanetler Daires’inde o zamandan bu zamana kadar muhafaza edildi. Sayısı sürekli artarak paha biçilmez bir hazine hâline geldi. İşte bunlardan bâzıları:
Muhammed aleyhisselâmın hırka-i şerîfi, sancağı, mühürü, sakalı, Uhud Savaşı’nda kırılan dişinin saklandığı mahfaza, teyemmüm taşı, ayak izi, mektupları, oku ve kılıcı, su içtiği kabı... Hazret-i İbrahim’in tenceresi, Hazret-i Nuh’un tenceresi, Hazret-i Musa’nın asası,
Hazret-i Şuayb’ın asası, Hazret-i Davud’un kılıcı, Hazret-i Yusuf’un cübbesi, ve sarığı,
Hazret-i Ebûbekir’in kılıcı,
Hazret-i Ömer’in kılıcı,
Hazret-i Osman’ın kılıcı ve Kurân-ı kerîmi,
Hazret-i Ali’nin kılıcı,
Hazret-i Fatma’ya âit gömlek, hırka, seccade ve sandık... gibi Peygamber asrının kokusunu ve bereketini bugüne taşıyan yüzlerce emanet var. Bunların muhafaza edildikleri örtüler, bohçalar, mahfazalar da dairedeki envanterde yer alan 600 kadar eşya bulunuyor ve burada sergileniyor.

GÜNÜN HADİSİ

İnsanların kıymetini bilmedikleri iki tane nimet vardır. Biri sağlık, biri de boş vakittir. 
Hz. Muhammed (sas)

GÜNÜN SÖZÜ

İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.
Hz. Muhammed (sas)

GÜNÜN HADİSİ

Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır. 
Hz. Muhammed (sas)

MENKIBE (EBÛ CEHİL)

hikaye, dini hikaye, kıssa, menkıbe, ebu cehil, kafir, kindar, dinidar, din düşmanı, cahil, cehalet, yalan, Hz Muhammed,

MENKIBE (EBÛ CEHİL)

Peygamber Efendimiz (sas) her hususta doğru ve emîn idi.
Bunu herkes bilirdi.
Müşrikler de bilirdi.
Hattâ Ebû Cehil bile...
Nitekim Ebû Cehil, Sevgili Peygamberimize geldi ve "Yâ Muhammed, sen aramızda doğru sözlü ve emîn bir kişisin. Yalan söylediğini hiç duymadık. Ama senin getirdiğin o kitap var ya; biz işte ona inanmıyoruz, sana değil!" demişti.
● ● ●
Bedir Savaşı’ndan bir gece önce idi. İki ordu karşılıklı durdu. Müşrik ordusundan biri, Ebû Cehil’i yalnız gördü. Usulca yaklaştı ve ona, fısıltıyla sordu;
- Yâ Ebâ Cehil! Sana gizli bir şey sormak istiyorum, ama doğru cevap vereceksin.
Ebû Cehil, ona dedi;
- Tamam, sor!
- Muhammed emîn bir kişi midir; yoksa yalancı mı?
- O, doğru ve emîndir; hiç yalan söylemez.
Adam beklediği cevâbı almıştı. Buna çok sevindi ve Ebû Cehil’e sordu;
- Peki, emîn ve güvenilir olan ve hiç yalan söylemeyen bir kimse ile niçin savaşıyoruz, söyler misin?
Ebû Cehil kurnazdı. Sıyrıldı işin içinden...
- O başka. Biz kendisine bir şey demiyoruz; ancak getirdiği dini istemiyoruz. Haydi git yat, yarın çok şiddetli bir savaş olacak.

GÜNÜN HADİSİ

Evinde çok namaz kıl ki; hayır bereketi artsın! Ümmetimden kime rast gelirsen selâm ver ki; sevapların çok olsun! 
Hz. Muhammed (sas)

ŞEYTANIN ÇOCUKLARI VE ÜSTLENDİKLERİ GÖREVLER

şeytan, şeytanın görevleri, şeytanın çocukları, hanzeb, velhan, zellenbur, vesnan, betr, dasim, metun, mesût, el ebyaz, vesvese, kötü fikir, kibir, haset, şirk, kötülük, çirkin, asi, hain, düzenbaz, hilekar,


ŞEYTANIN ÇOCUKLARI VE ÜSTLENDİKLERİ GÖREVLER
Şeytan: Önceden diğer melekler gibi Allahın emirlerini yerine getiren ve O’na sadakatle ibâdet eden meleklerin hocası iken ; yüce Rabbimizin bir emrine karşı geldiği için lânetlendi. Şeytanın diğer ismi iblis’tir. İnsanları aldatarak doğru yoldan çıkarmaya, Allaha ihânet etmeye çağırır. İblis’in nesli birinci Sur’a kadar yaşayacaktır. İşte onun çocukları ve vazifelerinden bâzıları şunlardır:
1. Hanzeb: Namazda vesvese verir. Böyle bir şey hissedince Allaha sığınmalıdır.
2. Velhan: Temizlikte çok su kullandırarak vesvese verir. Çok su kullandırır, sonra da gülüp alay eder.
3. Zellenbur: Bu da çarşılarda esnafa bozuk mal satmayı, yalan yemini, malını methetmeyi, malın kusurunu gizlemeyi ve insanları aldatmayı güzel gösterir.
4. Vesnan: Uyku şeytanıdır. Namaz ve diğer ibâdetler için kafayı ve göz kapaklarını bastırır, zina ve hırsızlık gibi haramlar için insanı uyarır.
5. Betr: Musibet şeytanıdır. Bağırıp çağırma, yüze tokat vurma... gibi câhiliye adetlerini güzel gösterir.
6. Dasim: Yemek şeytanıdır. İnsan besmele çekmediğinde, onunla yemek yer, eve girer, yatakta uyur, besmele ile dürülmemişse elbiseleri giyer. Karı koca arasında düşmanlık meydana getirmeye çalışır.
7. Metun veya mesût: İnsanlar arasında yalan haberleri yayar, sonra onların aslı çıkmaz. Kişinin her duyduğunu konuşması yalan olarak kendine yeter.
8. El Ebyaz: Peygamberlere ve velilere musallat olan şeytandır. Peygamberlere bir zararı dokunamaz, veliler ise onunla mücadele ederler.

29 Kasım 2019 Cuma

ABDESTLİ BULUNMANIN FAZİLETİ

abdest, abdestli olmanın faziletleri, abdestli olmak, hadis, hadisi şeri, abdest almak, manzara, şehit, ölüm acısı

Abdestli durmanın fazileti nedir?
Abdestli bulunmanın fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Abdestli bulunan oruç tutan gibidir.) [Deylemi]

(Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban]

(Abdest alanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Taberani]

(Can alıcı melek gelince, abdestli olan, şehitlik mertebesine kavuşur.) [Taberani]

(Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]

(Abdest için yüzünü yıkayınca günahların kirpiklerinden dökülür. Ellerini yıkayınca el tırnaklarından, başını mesh edince başından, ayaklarını yıkayınca ayak tırnaklarından günahların dökülür. Namazın sevabı yanına kalır.) [Ramuz]

Abdest alanın bütün küçük günahları affolur. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. (İ. Ahlakı)

Namaz kıldıktan sonra tekrar abdest almak sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Abdestli iken abdest alana on sevab verilir.) [İbni Mace]

(Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.) [İ. Gazali]

(Meşakkat olmasaydı, her namaz için abdest almayı emrederdim.) [İ. Gazali]

(Abdestini tazeleyenin imanı tazelenmiş [parlamış] olur.) [İ. Gazali]

(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekât namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekât namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekât namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a]

(Abdest alınan suyun artanından içmek 70 türlü derde devadır. Bunun en aşağısı hem [sıkıntı, keder]dir.) [Deylemi]

(Abdestten sonra Kadir suresini okuyanın elli yıllık günahı affolur.) [Halebi]

(Abdestten sonra Kadir suresini okuyan sıddıklardan, 2 defa okuyan şehitlerden yazılır. 3 defa okuyan, Peygamberlerle haşrolur.) [Deylemi]

(Abdest alıp, iki rekât namaz kılan, Cennete girmeye layık olur.) [Halebi]

(Abdest alıp, 2 rekât namaz kılanın günahları affolur.) [Buhari]

(Güzelce abdest alanın, iki namaz [kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti] arasındaki günahlarının hepsi affolur.) [Buhari]

(Abdestten sonra, on defa salevat-ı şerife getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey Oğul İlmihali]

(Ancak [kâmil] mümin, devamlı abdestli durabilir.) [İbni Mace]

Abdestli olmaya devam edene, Allahü teâlâ şunları ihsan eder:
1- Melekler onun yanından ayrılmaz.
2- Devamlı sevab yazarlar.
3- Bütün azaları tesbih eder.
4- Uyuyunca melekler, insan ve cin şerrinden korur.
5- Sekerat-ı mevti kolaylaşır.
6- Abdestli iken Allahü teâlânın emanında olur.
7- İftitah tekbirini kaçırmaz.

Allahü Teâlâ, Hz. Musa’ya buyurdu ki:
(Ya Musa, sana bir musibet gelince abdestsiz isen, kusuru kendinde bul!)
 [Şir’a]

Evliya-i kiram, her zaman abdestli durabilmek için, az yiyip az içerlerdi. İmam-ı Malik hazretleri, üç günde bir yemek yerdi. Sebebi sorulunca, (Allahü teâlânın huzurunda sık sık helaya gidip gelmekten utanıyorum) buyurdu. (Envar-ül-Kudsiyye)

Yatağa abdestli girmenin fazileti de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar "Ya Rabbi bu kulunu affet!" diye dua eder.) [Hâkim]

(Abdestli yatıp Allahü teâlâyı anarak uyuyan, uyanana kadar namazda sayılır. Bir melek onun için ibadet eder. Uyandığı zaman yine Allahü teâlâyı anarsa, o melek, bu kulun affı için Allah’a dua eder.) [İbni Hibban]

(Abdestli yatan, gece ibadet eden, gündüz oruç tutan gibidir.) [Deylemi]

(Abdestli yatan, gece vefat ederse şehit olur.) [İbni Sünni]

ABDESTLİ ÖLMEK

Abdestli olarak ölen, ölüm acısı çekmez. Çünkü abdest îmânlı olmanın alâmetidir.
Hz. Muhammed (sas)

28 Kasım 2019 Perşembe

BORALTAN KÖPRÜSÜ VAKASI

katliam, acı, gözyaşı, kurşuna dizmek, rus zulmü, rus, azeri, türk, türkiye, acı olay, boraltan köprüsü, boraltan olayı, stalin, 1944, azeri aydınlar, aras suyu, ağıt,ismet inönü, mille şef, asker

BORALTAN KÖPRÜSÜ VAKASI

1944 yılında Rus zulmünden kaçan 147 Azeri aydını kardeşimiz Türkiye’ye sığındı. Bunun üzerine Rus Hükümeti Türkiye’den bunların kendilerine teslimini talep ediyor:
Beynelmilel kâidelere göre hiç bir devlet, siyasi bir suçluyu diğer devlete iâde ve teslim etmez. Bu Rus talebini müzakere eden o zamanki Bakanlar Kurulu da, Rusya’ya adı geçen mültecilerin iâde edilmemesini kararlaştırmıştı. Fakat o zaman Hariciye Vekaletine vekalet eden Nurullah Esat Sümer, İsmet İnönü’yü ikna edip bunların, Bakanlar Kurulu kararına rağmen Rusyaya iâdesi emrini çıkarttırmıştır.
Mülteci Azeriler, bu karar karşısında feryad-ı figân kopararak: “Bizi siz öldürün fakat Moskofa teslim etmeyin!” diye yalvarmışlar, birçokları kendilerini trenden aşağıya atarak intihar etmek istemişlerdir. Bunların Rusya’ya teslim işine nezaret eden Türk subayı gördüğü bu feci manzaraya tahammül edemiyerek derhâl bir yıldırım telgrafla hükümete bunların avdet etmek istemeyip intihara teşebbüs ettiklerini bu sebeple teslim kararının durdurulmasını taleb etmiştir. Fakat bu zavallıların Rusya’ya tesliminde ısrar edilmiştir. Bu hadise bilahare 1950’den sonra Büyük Millet Meclisi’ndeki münakaşa ve müzakerelerle ortaya çıkmıştır. Bu suretle Ruslara iâde edilen 147 Azeri, onları teslim eden Türk subayının gözü önünde Serder Abad Barajının öte yakasında Boraltan Köprüsü’nde toptan kurşuna dizilmişlerdir. Bu hareket, bir cinayet ve yüz karası olarak, tarihe geçmiştir.
Esirlerin kurşuna dizilmeden önce söyledikleri bir ağıt:

Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.

Karası, karası, merhamet fukarası,
Karası, karası, merhamet fukarası,

Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine...

GÜNÜN HADİSİ

Cuma günleri bana çok salevât okuyunuz!  Bunlar, bana bildirilir.
Hz. Muhammed (sas)

AYET

Allahü teâlâ büyüklük taslayanları elbette sevmez.
(Nahl sûresi: 23)

GÜNÜN HADİSİ

"Kim aç bir Müslümanı doyurursa, Allahü teâlâ da onu Cennet meyveleri ile doyurur."
Hz. Muhammed (sas)

GÜNÜN HADİSİ

"Günahınız çok olup, göklere kadar ulaşsa, tevbe edince Allahü teâlâ, tevbenizi kabul eder."
Hz. Muhammed (sas)

EV İÇİN PRATİK BİLGİLER

pratik bilgiler, ev için pratik bilgi, böcek kovmak, portakal, duvar yazısı, limon, karpuz, sigara, banyo, muz, patates

EV İÇİN PRATİK BİLGİLER

*Muz kabuğu parçaları bahçeye atılırsa böcekleri kovar. Cilde sürülürse kaşıntıya iyi gelir. Ayakkabılara sürülürse parlatır.
*Filizlenen patatesler toprağa dikilirse yeniden büyürler.
*Portakal kabuğu parçaları evin etrafına yerleştirilirse böcekleri kovar. Açık şekilde konursa kokusu etrafa yayılır. Soyulan kabuklar kurutulup toz hâline getirilirse kek ve kurabiyelere katılabilir.
*Kurumuş elma kabukları ile bir kış çayı hazırlanabilir. Taze kabuklar 10 dakika yüzde bekletilirse yorgunluğu alır, cildi tazeler.
*Ananas sapı saksıya ekilince, 2-3 yılda yeni ananaslar verir.
*Sebze meyve posaları ile yumurta kabukları ezilerek bitkilerin toprağına karıştırılırsa kalsiyum desteği sağlar.
*Kahve yaptıktan sonra kalan telvesinden bir parça, bir saç kremine karıştırılırsa saçların parlaklığı artar.
*Karpuz kabuğunu cilde sürdüğünüzde aknelere karşı etkilidir.
*Karpuz kabuğu yıkanıp doğranır ve bir gecede şekerde bekletilip kaynatılırsa çok lezzetli tatlısı olur.
*Hıçkırık tutunca, nefesi 15 saniye tutup 3 kere yutkunulur.
*Buz tutan camlar için sprey; bir şişenin 3’te birini sirke, kalanını da su ile doldurup camlara sıkılır.
*Limon buzlukta dondurulursa, suyundaki vitamini 5-10 kat artar.
Donan limon rendelenirse, parçaları daha çoğalır.
*Banyoda saklanan bâzı madeni malzemeler zamanla paslanır.
*Sigaradan sararan tırnaklar diş macunu ile fırçalanırsa parlar.
*Döküm tavalardaki lekeler diş macunu ile kolayca temizlenir.

GÜNÜN SÖZÜ

Ahirette rahmete kavuşmak için, ölürken îmân ile gitmek lâzımdır. 
İmâm-ı Rabbânî (ra)

GÜNÜN HADİSİ

İmân-ı kâmil olanınız, ahlâkı güzel olanınızdır.
Hz. Muhammed (sas)

27 Kasım 2019 Çarşamba

AYET

“Nihâyet o gün (dünyâda faydalandığınız) nîmetlerden elbette ve elbette hesâba çekileceksiniz.” (Tekâsür, 8)

GÜNÜN HADİSİ

“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır.” 
Hz. Muhammed (sas)
(Aclûnî, II, 305)

GÜNÜN DUASI

Rasul-i Ekrem (sav) şöyle dua ederdi:
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senden başka ilâh yoktur.
(Buhari, Daavut 60; Müslim, Zikir 70.)

KOYUN KEÇİLERDE AŞILAMA PROGRAMI


Koyun ve Keçilerde Aşılama Programı,aşı, koyun, kuzu, koç, toklu, şişek, küçükbaş hayvancılık, mera, doğum, hamilelik, keçi, şap, veba, çiçek aşısı,
Koyun ve Keçilerde Yıl Boyu Aşılama Programı 
OCAK Yeni Doğan Kuzu-Oğlaklara Öldürücü İshale Karşı SEPTİSEMİ AŞISI Uygulanır 
ŞUBAT Doğum Sezonu Kuzu Oğlak Bakımı Kuzu ve Oğlaklarda ENTEROTOKSEMİ (Mera) AŞISI Uygulanır 
MART - ŞAP AŞILAMASI ve EKTİMA AŞISI yapılır -Yeni Doğan kuzu ve oğlakların ağız ve burun bölgesinde yara ve su toplaması ve erişkin koyun ve keçilerde memelerde su toplayan küçük yaralar meydana gelir.(EKTİMA HASTALIĞI) EKTİMA AŞISI her yıl mart ayında Özel Veteriner Hekiminize uygulatınız. -ŞAP HASTALIĞI ağız, dil, tırnak ve memelerde yaralar oluşur, her 6 ayda bir defa ŞAP AŞISI uygulanmaktadır 
NİSAN - KEÇİ ÇİĞER AĞRISI AŞISI ve AGALAKSİ AŞISI yapılır. -Koyun ve keçilerde meme ağrısına ve gözlerde beyazlama ve çapaklanmaya karşı 6 ayda bir defa uygulanır. Sağlıklı ve devamlı süt alabilmek için AGALAKSİ AŞISI şarttır. 
MAYIS - İÇ-DIŞ PARAZİTER Mücadele başlar. -Sütte kalıntı bırakmayan KIL KURTLARINA, ŞERİTLERE VE KELEBEKLERE etkili bir iç paraziter ilaç kullanılmalıdır. -Programlı BRUCELLA AŞISI göz içerisine damlatılır.(Konjuktival yolla) 
HAZİRAN -Koyun ve keçilerde PSEUDOTÜBERCÜLOZ AŞISI yapılır. Dış paraziter mücadeleye devam edilir. -Koyun ve keçilerde deri üzerinde gözle görülebilen fındık şeklinde iltihaplı şişkinlikler ile karakterizedir, bu şişlikler zamanla patlar içerisinde peynir iltihap çıkar, bu hastalık PARATÜBERCÜLOZUDUR ve ancak aşılama ile bu hastalıktan koruma sağlanır. 
TEMMUZ Hayvan barınaklarının bakım ve onarım ve dezenfeksiyonu yapılır 
AĞUSTOS -ÇİÇEK AŞISI yapılır. -KEÇİ ÇİĞER AĞRISI HASTALIĞI öksürük, hızlı soluma, burun akıntısı, yüksek ateş ile kendisini gösteren öldürücü bir hastalıktır. TOPALLIK AŞISI ağustos ayında yağışlar başlamadan önce uygulandığında daha etkili olmaktadır. 
EYLÜL - KOYUN KEÇİ ŞAP AŞISI ve KEÇİ VEBA AŞISI uygulanır. -VEBA HASTALIĞI çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Devlet Programında koyun ve keçilere Eylül-Ekim aylarında uygulanır 
EKİM -ÇELERTME (ENTEROTOKSEMİ) AŞISI ve İç PARAZİT MÜCADELESİ yapılır. -ÇELERTME AŞISI Eylül ayında veya en geç ekim ayında uygulanmalıdır(Kuzu ve Oğlaklara 15 gün ara ile 2 defa uygulanmalıdır) 6 ayda bir defa ÇELERTME AŞISI uygulanmalıdır. Sütte kalıntı bırakmayan Kıl kurtlarına , şeritlere ve kelebeklere etkili bir iç paraziter ilaç kullanılmalı 
KASIM AGALAKSİ (SÜT KESEN) AŞISI Uygulanır. 
ARALIK Doğumuna 1-1,5 ay kala gebe koyunlara SEPTİSEMİ AŞISI uygulanır.